Tıbbi Birimler

Ana Sayfa / Diyabet Cerrahisi

Diyabet Cerrahisi

Diyabet Cerrahisi

Tip 2 Şeker Hastalığının Cerrahi Tedavisi
Yetişkinlerde görülen diyabet hastalığı pankreasta yapılan insülin hormonunun zaman içerisinde gittikçe azalması veya üretilen insülinin etkisiz kalmasıdır. Diyabet, tüm dünyada sıklığı gittikçe artan salgın boyutlarına ulaşan, sessizce ilerleyen ömür boyu devam eden bir hastalıktır. Diyabette temel olarak kan şekeri yüksekliği söz konusu olmasına rağmen bununla birlikte sıklıkla kanda yağ, kötü kolesterolde yükseklik, iyi kolesterolde düşüklük, karaciğerde yağlanma görülmektedir. 2000’li yıllarda tahminin 171 milyon olan diyabetli sayısının 2030’larda 366 milyona ulaşacağı düşünülmektedir.

Diyabet (Şeker Hastalığının) Tedavisi
Tedavi olanakları ağızdan kullanılan ilaçların bulunması ile genişlemiştir. Diyabetin mekanizmasının gittikçe anlaşılması, yeni ilaçların bulunmasına yardımcı olmuştur. Günümüzde her türlü tedavi olanaklarına rağmen kan şeker düzeyinin ayarlanması kolay olmamaktadır. Her tedavinin de kendine göre yararları ve yan etkileri olmaktadır. Bugün diyabeti, tamamen iyileştirici bir tedavi yoktur aksini söylemek, bugünkü bilimsel ölçülere göre mümkün değildir. Ancak kan şeker düzeyi normale yakın düzeye indirilebilir, bu şeker hastalığının yok olduğu anlamına gelmez. Her hastaya göre ayarlanabilecek etkin tedaviler, alternatif metotlar vardır. Hastaya göre tedavi imkanları değerlendirilirken hastaların bir çok açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir. Hastanın yaşı, organ komplikasyonları, tedaviye adaptasyon düzeyi, sosyo-ekonomik durumu, sürdürülebilirliği, tedavinin yan etkileri uzun vadede ki sonuçları… incelenmelidir. Ana hedef mümkün olduğunca normale yakın kan şekeri seviyelerini muhafaza etmektir.

Son yıllarda sindirim sisteminin diyabetin oluşmasında önemli rolü olduğu anlaşılmıştır. Bağırsaklarda salgılanan birtakım hormonların, bunlar arasında inkretin ya da GLP-I olarak adlandırılan hormon bugün diyabet tedavisinde ilaç olarak kullanılmaktadır, önemli bir tedavi seçeneğidir.

Diyabet hastalarının en önemli sorunlarından birisi de tedavi esnasında kilo alımı, aşırı yeme isteği buna bağlı olarak ilaçların sayısında ve dozlarında artışa gidilmesidir. İnsülin buna en klasik örneklerden birisidir. Kilo ile glukozun dengede tutulması, temel sorun bu sıkıntıdır.

Şişmanlık ile glukozun dengede tutulması mücadelesi diyabet tedavisinde alternatif yolların araştırılmasına neden olmuştur. Bu düşünce ile şişmanlıkla birlikte diyabeti de kontrol altına alabilecek özellikle ileri derecede şişman hastalarda fayda sağlayabilecek çeşitli cerrahi tedavi metotları geliştirilmiştir. Günümüzde bu cerrahi tedavi yöntemleri başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Uluslararası dernekler, komiteler tarafından diyabetin cerrahi tedavisi tedavi seçenekleri içerisine alınmıştır. IDF (Uluslar arası Diyabet Federasyonu) vücut kitle endeksi (VKİ) >30 kg/m2 olan, insülin ve diğer tedavlerle kontrolü sağlanamayan hastalarda cerrahi tedavi seçeneğini önermektedir.

Özellikle şişman hastaların cerrahi tedavi ile zayıflamaları sonucu şeker düzeylerinde de önemli düşüşlerin olduğu biliniyordu. Son yıllarda sindirim sisteminde özellikle de bağırsaklarda salgılanan bir çok hormonun şekerin dengesi üzerinde etkileri olduğu anlaşıldı. Bunlar içerisinde en önemlisi olan ve bugün ilaç olarak da kullanılan glucogon like peptid-I (GLP-I) hormonu çeşitli ameliyat yöntemleri ile daha etkili hale getirilerek kan şekerinin düşürülmesini sağlamaktadır. Bazı ekipler tarafından metabolik cerrahi olarak da isimlendirilmektedir.

Şeker Hastalığı Ameliyatında Tam Olarak Ne Gibi İşlemler Gerçekleşiyor?
Öncelikle mide hacmi tüp mide haline getirilerek kısıtlanır. İnce bağırsağın son kısmından bir bölüm, ince bağırsağın ilk kısmının yakınına getirilerek araya yerleştirilir. Yapılan işlem neticesinde yiyecekler mideden hemen sonra ince bağırsağın yeri değiştirilmiş son kısmına gelir, bu bölümün sonunda normal seyrine devam eder.

Şeker Hastalığı Ameliyatının Önemi
İleal interpozisyon, tip 2 diyabetin etki ve işleyiş mekanizmaları araştırılıp incelenirken bu işleyiş mekanizmaları temel alınarak hastalığa özgü geliştirilen cerrahi yöntemdir.

Geliştirilen bu cerrahi yöntemde devam eden hastalığı besleyen sindirim sistemi yerine, tip 2 diyabetin işleyiş mekanizması üzerinden cerrahi olarak yapılan bir işlemle (İşte buna ileal interpozisyon adı verilir.) düzelme eğilimine girecek yeni sindirim sistemini beslemek akılcı çözümlerden en etkilisi olarak görülmektedir. İleal interpozisyon operasyonu şeker hastalığının tedavisinde bilinen en etkili tedavi olarak kabul edilmektedir.

İleal interpozisyon + sleeve gastrektomi cerrahi yöntemi tip 2 diyabet tedavisinde diğer seçeneklere göre öne çıkmaktadır. Çünkü bu operasyon obez olmayan hastalarda da etkin sonuç vermekte, kalıcı beslenme sorunlarına neden olmamakta(vitamin-mineral eksiklikleri gibi), hayat beklentisi ve kalitesini belirgin ölçüde pozitif etkilemektedir. Tüm bunlardan yola çıkarak bu ameliyatların metabalik etkilerinin çok daha güçlü olduğunu söyleyebiliriz.

Şeker Hastalığı Ameliyatı ile Amaçlananlar
Tip 2 diyabet hastalığında diyet, yaşam şekli değişiklikleri ve standart ilaç tedavileriyle şeker yüksekliği kontrol altına alınamadığı, yapılan tüm tıbbi tedavilere rağmen ilerlemesinin durdurulamadığı ya da seyrinin kötüleşmeye başladığı durumlarda cerrahi tedaviyle hastalığın sonlandırılabileceği, kontrol altına alınabileceği, gidişin yavaşlatılabileceği ve komplikasyonların önlenebileceği düşünülmelidir.

Ameliyatların amacı vücuttaki insülinin etkili kullanımını arttırmak ve insülin direncini ortadan kaldıracak hormonal değişiklikleri başlatmaktır. Bu ameliyat sayesinde vücudun ürettiği şeker düzenleyici hormonlar daha etkin kullanılır ve buna bağlı olarak insülin rezervleri daha uzun süre korunmuş olur. Böylelikle kan şekeri kontrol altına alınır ve tip 2 diyabetin kötü seyri önlenmeye çalışılır.

Ameliyattaki başarı şansımızı en üst seviyede tutmak için hastalarımız tedavi ekibimiz tarafından uluslararası standartlara göre değerlendirilir ve kişiye en uygun cerrahi teknikle şekerin kontrol altına alınması hedeflenir.

Bu cerrahi yöntem şeker hastalığı için kullanılan şeker haplarının ve insülin iğnelerinin tam olarak bırakılmasından, ilaç miktarı ve sayısının azalmasına kadar bir dizi etkin sonuç içerir. Bunların yanı sıra devam eden yüksek kan şekeri nedeniyle karşılaşacağınız göz, böbrek, nörolojik problemler, kalp ve damar sorunları gibi yaşam kalitenizi etkileyen pek çok sıkıntıdan mümkün olduğu kadar uzak hayat sürmeniz sağlanır. Hastalarımız, ameliyat sonrası ayrıca kendilerinde var olan metabolik sendromun diğer bileşenlerinden de (Tansiyon yüksekliği, obezite, uyku apnesi, kolesterol ve yağ yüksekliği gibi.) kurtulabilir.

Şeker Hastalığı Ameliyatı ile Vücutta Oluşan Olumlu Değişiklikler Nelerdir?

1- Bu ameliyatla yeni bir sindirim sistemi oluşturulur. Böylece alınan besin maddeleri mideden hemen sonra ince bağırsağın son kısmıyla buluşur. Bu erken buluşma GLP-1 seviyesinde artış sağlar. Bu da erken dönem insülün salınımını düzenler.

2- Bu ameliyatla onikiparmak bağırsağının aşırı şekilde uyarılması durdurulur. Böylece glukoza tepki olarak tip 2 diyabette bozulmuş olan geç dönem insülin artışının GIP (glucose-dependent insulinotropic peptide) tarafından düzelmesi sağlanır.

3- Hepatik (karaciğer) ve diğer vücut dokularındaki insülin direnci azalır.

4- Bu cerrahi işlemle kalori kısıtlanması ayarlanabilir ve uzun süreli, doğru kilo kaybı sağlanır.

5- Yine bu cerrahi işlem sayesinde midenin boşalması hızlanır ve ghrelinin(Mideden salgılanan ve beyinde iştah-doygunluk merkezi üzerine etkili olan hormon.) azalması sağlanır.

6- Tip 2 diyabetli kişilerde glukagonun(Kan şekerini arttırıcı ve insülin karşıtı hormon.) gecikmiş ve yetersiz baskılanmasındaki bozukluk düzelmeye başlar.

7- Tip 2 diyabetli hastalarda artmış hepatik(karaciğerin) glukoz üretiminin azalması sağlanır.

8- Tip 2 diyabetle ilişkili eşlik eden hastalık ve bozuklukların kontrolü ya da düzelmesi sağlanır.

Şeker Hastalığı Ameliyatı Tedavisinden Kimler Fayda Görebilir? Öncelikle kişilerin tip 2 diyabetli oldukları belirlenmiş olmalıdır. Ayrıca en az 3 yıldır bu teşhis altında, optimal ilaç tedavisi yöntemleri, hayat stili ve diyet değişikliklerine rağmen kan şekeri kontrolü sağlanamamış olmalıdır. ( HbA1c > 7,5 )

Bu kritere uyan hastaların daha sonra yaşı gözden geçirilir. Ameliyatın gerçekleştirilmesi için hastanın 18-65 yaş aralığında olması gerekmektedir. (65 yaş üstü olup mevcut kondisyon faktörleri pozitif olanlar da değerlendirmeye alınabilir.)

Dikkat edilecek diğer bir önemli nokta insülin salınımının yeterli düzeyde devam ediyor olması ve bu salınımın yemek sonrası artıyor olmasıdır.

Bu yöntem ayrıca obez ya da obez olmayan hastalarda da başarılı sonuçlar sağlayabilir.

Şeker Hastalığı Ameliyatında Başarıyı Etkileyen Faktörler
Her hastanın şeker ameliyatında gördüğü fayda oranı değişkenlik gösterebilmektedir. Bunda etkili olan nedenleri şu şekilde maddeleyebiliriz:
Hastanın yaşı
Hastalık süresi
Tedavi geçmişi
İnsülin , C – Peptid rezervi
Yemek sonrası elde edilen insülin ve C – Peptid aktivasyon durumu
Şeker hastalığına bağlı organ hasar dereceleri

Şeker Hastalığı Ameliyatına Hasta Hazırlama Süreci
Cerrahi tedavi, operasyonun planlanmasından başlayıp ameliyat sonrasına kadar devam eden ve uzun süre takip gerektiren bir süreçtir. Şeker ameliyatına karar verilen hastalar ameliyat öncesi dönemde amaca yönelik olarak geniş laboratuvar ve radyoloji tetkiklerinden geçirilir. Ayrıca tedavi ekibimiz ve ilgili branşlar tarafından muayene edilir. Bazen bu süreçte ameliyata engel bir durum (Örneğin önemli derecede kalp damar tıkanıklığı, koroner stent ya da koroner bypas gibi.) ortaya çıkabilir. Bu durumda öncelikle o sorun giderilmeli ve ameliyat daha sonra planlanmalıdır.

Tedavi ekibinin verdiği operasyon kararı sonrasında hastayla konuşularak cerrahi tedavinin etkileri hakkında geniş çaplı bilgi verilir. Bu görüşmede ameliyattan sonraki kazanımlar, yaşam kalitesindeki düzelmeler, yemek tarzında oluşacak değişiklikler üzerinde durulur. Hastamız ayrıca yapılacak metabolik cerrahi (Tip 2 şeker ameliyatı.) sonrası hastanede kalma süresi hakkında bilgilendirilir.

Ameliyatla oluşacak yeni duruma alışma sürecinde de kişiye eşlik edilir. Ameliyat sonrasında hastanın takibi ekibimiz tarafından sürekli bir iletişimle devam ettirilir. Bu paylaşım ameliyat sonrası dönemde hasta ve tedavi açısından oldukça önemlidir. Tüm bunlar neticesinde kişi yeni, rahat bir yaşama basamak basamak tırmanır.

Şeker Hastalığı Ameliyatına Engel Teşkil Edebilecek Bazı Durumlar
Ameliyat öncesinde kişi bazı testlerden geçirilir ve geniş bir ekip tarafından değerlendirilir. Bu değerlendirmede amaç, hasta açısından engel teşkil edebilecek durumları önceden tespit etmektir. Peki nedir bu engeller?

1- Ciddi yeme bozukluğu tanısı olan kişiler. (Bulimia gibi.)
2- Ağır derecede akciğer, böbrek ve kalp hastalıkları olan kişiler.
3- Obezitesi endokrin nedenli başka bozukluklara bağlı olarak teşhis edilenler.
4- Karaciğer fonksiyonlarında ileri derecede bozukluğu olanlar.
5- Sindirim sisteminde aktif bazı hastalıkları (Peptik ülseri gibi.) ve bazı geçirilmiş cerrahi öyküsü olanlar kişiler.
6- Kanser durumu.
7- Sayısız reçete ile kilo vermeye yönelik karışık çeşitli bitkisel ürün kullananlar.
8- Hamilelik ve hamilelik planı olan hastalar.

Doktorlar

Bu Birime Bağlı Doktorlar

444 2 999